Powered By Blogger

8 Mayıs 2014 Perşembe

ZAMANAŞIMI


 

 

Yazar: Cahit YERCİ, MA, YMM

 

Zamanaşımı, süre geçmesi nedeniyle vergi alacağının ya da tahakkuk etmiş verginin tahsil olanağının ortadan kalkmasıdır.[1]

Süre geçmesi nedeniyle vergi alacağının ortadan kalkması tarh zamanaşımı, süre geçmesi nedeniyle tahakkuk etmiş verginin tahsil olanağının ortadan kalkması ise tahsil zamanaşımını ifade eder.

Tarh zamanaşımı süresi, Vergi Usul Kanunu kapsamına giren vergilerde, vergi alacağının doğduğu takvim yılını izleyen takvim yılı başından başlayarak beş yıldır. Bu süre içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergiler zamanaşımına uğrar. Tarh zamanaşımı mükellefin bu hususta bir başvurusu olup olmadığına bakılmaksızın hüküm ifade eder.[2]

Tahsil zamanaşımı süresi de beş yıldır ve verginin vadesinin rastladığı takvim yılını izleyen  takvim yılı başından başlar. Bu süre içinde tahsil edilmeyen amme alacağı zamanaşımına uğrar.[3]

Tahsil zamanaşımından sonra mükellefin rızaen yapacağı ödemeler kabul olunur.    

 



[1] VUK m.113, AATUHK m. 102.
[2] VUK m. 113.
[3] AATUHK m. 102.

VERGİLEME YETKİSİNİN SINIRI



 

 Yazar: Cahit YERCİ, MA, YMM
 
Ulusal egemenliğin mali yönü ile ilgili olan ve Anayasa hükmü gereğince, ulus adına yetkili organlar eliyle kullanılan vergilendirme yetkisi sınırsız değildir.        

 

Vergilendirme yetkisinin sınırları Anayasa’nın 73’üncü maddesinde yer alan ilkelerle çizilmiştir (AYMK, E. 92/29)[1]. Söz konusu ilkeler aşağıda sayılmıştır:

 

·   Yasallık ilkesi

·   Genellik ilkesi

·   Eşitlik ilkesi

·   Mali güce göre vergilendirme ilkesi

 

Söz konusu ilkeler, devlete dönük boyutuyla vergileme yetkisini sınırlarken, mükellefe dönük boyutuyla da hakları güvenceye almaktadır.[2]

 

Burada önemle vurgulanması gereken bir husus, söz konusu anayasal ilkelerin birbirleriyle karşılıklı etkileşim içinde bir bütün oluşturduğudur. 

 



[1] Şahnaz GEREK, Ali Rıza AYDIN, s. 25.
[2] Yazarın notu: ‘‘Mükellef haklarının gözetilmesi’’, vergilendirme alanında yetki kullanan herhangi bir organın  sunduğu hizmetten çok, gerçekleştirilen her türlü vergileme işleminde yukarıda yazılı ilkelerin yaşama geçirilmesi ile ilgilidir. Bunun başka bir anlatımı, yasa çıkarmaktan, yasa kapsamındaki verginin tahsiline ve kesinleşmesine kadar bütün işlemlerde hukuk devleti ilkelerinin yaşama geçirilmesi gereğine uyulduğu takdirde ‘‘mükellef haklarının gözetilmesi’’nden söz edilebileceğidir. Bu bağlamda, ‘‘mükellef haklarının gözetilmesi’’ sözünün, hukuk devletinde, hukukun üstünlüğünü sağlamak dışında başka bir anlamı bulunmamaktadır.

VERGİNİN TEBLİĞİ


Yazar: Cahit YERCİ, MA, YMM 
 
Verginin tebliği, vergi dairesince tarh edilen verginin mükellefe yazı ile bildirilmesidir.

Bir idari işlem olarak verginin tebliği, genel kural olarak, verginin tahakkukundan bir önceki aşamayı oluşturur ve idarenin tek taraflı tasarrufu şeklindeki vergi tarhı işlemlerinde verginin tahakkuk etmesi için gereken vergi mahkemesinde dava açma süresinin başladığı tarihin saptanmasına yarar.  

Beyana dayalı vergilerde, vergi dairesince beyannamenin alınması üzerine bir tahakkuk fişi düzenlenerek tarh edilen verginin tebliği, düzenlenen tahakkuk fişinin bir nüshasının mükellefe ya da mükellef namına beyannameyi vergi dairesine tevdi edene verilmesi suretiyle gerçekleşir; vergi de bu suretle tahakkuk etmiş olur.[1] Beyannamenin posta ile gönderilmesi halinde ise, düzenlenen tahakkuk fişinin mükellefe verilecek nüshası, kapalı bir zarf içinde, mükellefin beyannamede gösterdiği adrese gönderilir.[2]

İkmalen ve re’sen tarh edilen vergiler ise ihbarname ile ilgililere tebliğ olunur.[3]

Verginin idarece tarh edilmesinde ise, tarh edilen verginin tebliği için belli ölçüde farklı bir esas benimsenmiştir. Yoklama fişine dayanarak tarh edilen vergiyi içeren ihbarname, bir yandan mükellefin bilinen adresine posta ile gönderilir, öte yandan mükellefin adını, soyadını, hesap numarasını, işini, adresini, tarh edilen verginin cinsini ve tutarını gösteren bir ilan vergi dairesinin ilan koymaya özgü bir yerine asılır. İlanın asılması durumu ve tarihi bir tutanakla tespit edilir. Verginin tahakkuku için geçmesi gereken vergi mahkemesinde dava açma süresi, mükellefin bilinen adresinde tebligat yapıldığı durumlarda bu tarihten, aksi halde, tutanakla tespit olunan ilan tarihinden başlar.[4]      

 



[1] VUK m. 25.
[2] VUK m. 28.
[3] VUK m. 34.
[4] VUK mükerrer m. 30.

VERGİNİN TAHAKKUKU


Yazar: Cahit YERCİ, MA, YMM    
 
Verginin tahakkuku, tarh ve tebliğ edilen bir verginin ödenmesi gereken aşamaya gelmesidir.[1] Tanım uyarınca, verginin tahakkuku, tarhtan ve tebliğden sonraki, tahsilden ise önceki bir aşamadır. Genel kural bu olmakla birlikte, beyana dayalı olarak tarh edilen vergilerde tarh, tahakkuk ve tebliğ aşamaları  ile tahakkuku tahsile bağlı olan vergilerde tahsil ve tahakkuk aynı aşamada meydana gelmektedir.
İthalat vergilerini kapsamına alan gümrük mevzuatında ise, verginin tahakkuku, verginin hesaplanması şeklindeki idari işlemi ifade etmektedir.
Beyan üzerine yapılan tarhiyatta verginin tahakkuku tahakkuk fişinin düzenlenmesiyle o tarihte meydana gelir.  
İkmalen, re’sen ve idarece yapılan tarhiyatta ise, verginin tahakkuku, vergi mahkemesinde dava açma süresi olan 30 günün mükellefçe dava yoluna başvurmaksızın geçirilmesiyle, bu sürenin bitiminde gerçekleşir. Dava açma süresi, ikmalen ve re’sen tarh edilen vergilerde tebliğ tarihinden itibaren, idarece tarh edilen vergilerde ise, mükellefin bilinen adresinde tebligat yapıldığı durumlarda bu tarihten, aksi halde, tutanakla tespit olunan ilan tarihinden başlar.[2]
İkmalen, re’sen ve idarece yapılan tarhiyata karşı vergi mahkemesinde dava açılan durumlarda ise, verginin tahakkuku, tarh edilen verginin vergi mahkemesince kısmen ya da tamamen onaylanması üzerine, vergi dairesince mükellefe gönderilen ikinci  ihbarnamenin mükellefe tebliğ tarihinde gerçekleşir. Kısmen onama durumunda tahakkuk eden vergi, vergi mahkemesince onaylanan kısımla sınırlıdır.
 


[1] VUK m. 22.
[2] VUK mükerrer m. 30.

VERGİ KONUSUNDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME ÇIKARILMASI



Yazar: Cahit YERCİ, MA, YMM

 

Anayasa’nın 91’inci maddesi hükmü uyarınca, TBMM Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verebilmektedir. Aynı madde hükmü uyarınca, Anayasa’nın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile dördüncü bölümünde yer alan siyasi haklar ve ödevler kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenememektedir.

 

Anayasa’nın ‘‘vergi ödevi’’ başlıklı 73’üncü maddesi, Anayasa’nın ‘‘siyasi haklar ve ödevler’’ başlıklı dördüncü bölümünde yer almaktadır. Dolayısıyla, Anayasa’nın 91’inci maddesi hükmü gereğince, TBMM’nce, vergi konusunda kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisinin Bakanlar Kuruluna verilebilmesi mümkün değildir.

 

Bu kuralın tek istisnası, sıkıyönetim ve olağanüstü hallerdir. Sıkıyönetimde ve olağanüstü hallerde vergi konusunda da kanun hükmünde kararname çıkarılabilecektir.

 

VERGİ NEDİR?


 

 

Yazar: Cahit YERCİ, MA, YMM

 

Vergi için maliye ve vergi hukuku kitaplarında çeşitli tanımlar yapılmaktadır. Söz konusu tanımların her birinin vergiye ilişkin açılım getiren çok geçerli öğeler içerdiği açıktır. Bununla birlikte, bu tanımlar üzerinde durmaktan çok, verginin ana kaynağını oluşturan Anayasa’dan hareketle bir tanımlama yapmaya çalışmak uygun olacaktır.   

 

Türkiye'de, vergi, anayasal bir ödev ve yükümlülük olarak karşımıza çıkmaktadır. T.C. Anayasası'nın “vergi ödevi” başlıklı 73'üncü maddesinde aşağıdaki
hüküm yer alır:

 

"Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür.

Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır.

Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.

Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve
indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar
içinde değişiklik yapma yetkisi Bakanlar Kuruluna verilebilir."

T.C. Anayasası’nda yer alan bu hükümden hareketle vergiyi aşağıdaki şekilde tanımlamak olasıdır.

"Vergi, herkesin, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre ve yasa uyarınca ödemek zorunda olduğu tutardır."

Bu tanım uyarınca,

·   vergiler kamu giderlerini karşılamak üzere alınır.

·   herkes vergi ödemek zorundadır.

·   herkesin vergi ödemek zorunluluğu mali gücüne göredir.

·   vergiler yasa ile konulur.

 

Tanımın içerdiği öğelerden, verginin kamu giderlerini karşılamak üzere alınması verginin varlık nedenini açıklar.

Tanımda yer alan diğer öğeler ise, vergilemenin hangi ilkeler gözetilerek
yapılması gerektiğini ortaya koyar.

Bu bağlamda, Anayasa, verginin varlık nedenini açıklamakla yetinmemekte, aynı zamanda, vergileme sürecinde temel alınması gereken bazı ilkeleri de anayasal ilkeler olarak güvenceye alarak yaşama geçirmektedir.

Anayasa Mahkemesi’nin bazı kararlarında, Anayasa’nın 73’üncü maddesinde yer alan hüküm temelinde, daha geniş bir vergi tanımlaması yaptığı bilinmektedir. Burada bu tanıma da yer vermek uygun olur. Söz konusu tanıma göre, ‘‘vergi, kamu giderlerini karşılamak amacıyla, yasalarla gerçek ve tüzel kişilerden mali güçlerine göre istenen bir yükümlülüktür. Devlet bu yolla kamu giderlerini karşılamak için ya da mali politikasının gereği olarak piyasa ekonomisinden bütçeye gelir aktarmaktadır. Vergi belirli bir hizmetten doğrudan yararlanma karşılığı olmayıp tüm kamu hizmetleri için yapılan giderlere ortak katılma payıdır.’’(AYMK, E. 90/18, E. 95/24, E. 97/62, E. 03/106).[1]  

 



[1] Şahnaz GEREK, Ali Rıza AYDIN, Anayasa Yargısı ve Vergi Hukuku, Seçkin Yayınevi, 2005, s. 25-26.

30 Nisan 2014 Çarşamba

YETKİLENDİRİLMİŞ GÜMRÜK MÜŞAVİRİ (Authorized Customs Advisor)


 
 

             Yazar: Cahit YERCİ, MA, CPA

                       Sworn Fiscal Advisor   

 

A. Düzenlemeler

 

Yetkilendirilmiş gümrük müşaviri ile ilgili düzenlemeler esas itibarıyla Gümrük Yönetmeliği (GY)’nin 574 ilâ 578’inci maddelerinde yer almaktadır:

 

B. Yetkilendirilmiş Gümrük Müşaviri Tanımı

 

Yetkilendirilmiş gümrük müşaviri,

 

·      ekonomik etkili gümrük rejimleri,

·      nihai kullanım,

·      basitleştirilmiş usul,

 

uygulamalarının doğru şekilde yapılmasını ve diğer gümrük işlemlerinin doğru uygulanmasını sağlamak için Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nca belirlenen tespit işlemlerini yapmak üzere yetkilendirilen ve GY’nin 576’ncı maddesinde belirtilen koşulları taşıyan gümrük müşaviridir (GY m. 574/1).

 

C. Yetkilendirilmiş Gümrük Müşaviri Olabilme Koşulları

 

Yetkilendirilmiş gümrük müşaviri olabilme koşulları GY’nin 576’ncı maddesinde belirlenmiştir. Söz konusu koşullar aşağıdaki gibidir:

 

·      Gümrük Kanunu’nun (GK’nın) 228’inci maddesinin ikinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri ile geçici 5’inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca gümrük müşavirliği izin belgesine sahip olmak ya da GK’nın 228’inci maddesinin birinci fıkrası ile geçici 5’inci maddesinin birinci ve ikinci fıkrası uyarınca hak sahibi olup, en az yedi yıl süre ile gümrük müşavirliği izin belgesine sahip olmak,

·      Son beş yıl içinde GK’nın geçici 6’ncı maddesi uyarınca kesinleşmiş geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma cezası almamış olmak,

·      Dolaylı temsil suretiyle gümrük idarelerinde iş takip etmemek ve bu amaçla kurulmuş tüzel kişilere ortak olmamak,

·      Tespit işlemlerinin yapılacağı kişiler ve antrepo işleticileri ile ortaklık ve çalışan statüde ilişkisi bulunmamak.

·      Yukarıda belirtilen sahip gümrük müşaviri olunduğunu gösteren belgeler ile gerekli diğer belgelerle birlikte Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’na müracaat ederek Yetkilendirilmiş Gümrük Müşaviri Yetki Belgesi almak.

 

D. Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirinin Çalışma Usul ve Esasları

 

Yetkilendirilmiş gümrük müşavirinin yapacağı tespit işlemlerinin usul ve esasları ile yetkilendirilmiş gümrük müşavirinin çalışma usul ve esasları Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nca  yayımlanan tebliğ ve genelgelerle belirlenir.

 

E. Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirinin Sorumluluğu

 

GY’nin 575’inci maddesinde yetkilendirilmiş gümrük müşavirinin sorumluluğu düzenlenmiştir. Buna göre, yetkilendirilmiş gümrük müşavirleri,

 

·      yapmış oldukları tespit işlemlerinin ve bu işlemlere ilişkin olarak düzenlenen raporların doğruluğundan,

·      onayladıkları EUR.1/EUR.MED ve A.TR dolaşım belgelerinin doğruluğundan,

 

 sorumludur.

 

Yaptıkları tespit işlemleri ve bunlara ilişkin raporların doğru olmaması halinde, tespit işleminin kapsamı ile sınırlı olmak üzere, yetkilendirilmiş gümrük müşavirleri kayba uğratılan vergilerden ve kesilecek cezalardan yükümlü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludurlar.

 

F.   Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirlerine

     Uygulanacak Cezalar -Yetki Belgesi İptali

 

GY’nin 578’inci maddesinde yetkilendirilmiş gümrük müşavirlerine uygulanacak cezalara ilişkin düzenleme vardır. Buna ilişkin bilgi aşağıdaki gibidir:

  

·      Yetkilendirilmiş gümrük müşavirlerince yapılan tespit işlemlerine ilişkin olarak mevzuata aykırı durumların belirlenmesi halinde haklarında GK’nın geçici 6’ncı maddesi hükümleri uygulanır.

·      Yetkilendirilmiş gümrük müşaviri olabilme şartlarından birinin kaybedilmesi, tespit işlemleri ile ilgili olarak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nca belirlenen asgari fiyatın altında hizmet verilmesi, görevin bağımsızlık, tarafsızlık ve dürüstlükle yapılmaması veya kusurlu olarak yapılması ya da GK’da yer alan mesleğin genel prensiplerine aykırı harekette bulunulması veya dolaylı temsil suretiyle faaliyet gösteren gümrük müşavirleriyle ya da tespit işlemini yaptıran yükümlü ile doğrudan veya dolaylı iş ilişkisi içinde olduğunun tespit edilmesi durumlarında yetkilendirilmiş gümrük müşavirlerinin yetki belgeleri iptal edilir. Bu şekilde yetki belgeleri iptal edilen gümrük müşavirlerine beş yıl süreyle tekrar yetki belgesi verilmez.

·      Yetkilendirilmiş gümrük müşavirlerinin yetki belgesinin iptal edilmesi, ayrıca GK’nın  geçici 6’ ncı maddesi uyarınca disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmez.