Yazar: Cahit YERCİ, MA, YMM
Vergi
için maliye ve vergi hukuku kitaplarında çeşitli tanımlar yapılmaktadır. Söz
konusu tanımların her birinin vergiye ilişkin açılım getiren çok geçerli öğeler
içerdiği açıktır. Bununla birlikte, bu tanımlar üzerinde durmaktan çok,
verginin ana kaynağını oluşturan Anayasa’dan hareketle bir tanımlama yapmaya
çalışmak uygun olacaktır.
Türkiye'de, vergi, anayasal bir ödev ve
yükümlülük olarak karşımıza çıkmaktadır. T.C. Anayasası'nın “vergi ödevi” başlıklı 73'üncü maddesinde
aşağıdaki
hüküm yer alır:
hüküm yer alır:
"Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne
göre, vergi ödemekle yükümlüdür.
Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının
sosyal amacıdır.
Vergi,
resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya
kaldırılır.
Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık,
istisnalar ve
indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar
içinde değişiklik yapma yetkisi Bakanlar Kuruluna verilebilir."
indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar
içinde değişiklik yapma yetkisi Bakanlar Kuruluna verilebilir."
T.C. Anayasası’nda yer alan bu hükümden hareketle vergiyi
aşağıdaki şekilde tanımlamak olasıdır.
"Vergi, herkesin, kamu giderlerini
karşılamak üzere, mali gücüne göre ve yasa uyarınca ödemek zorunda olduğu
tutardır."
Bu tanım uyarınca,
·
vergiler kamu giderlerini karşılamak üzere alınır.
·
herkes vergi ödemek zorundadır.
·
herkesin vergi ödemek zorunluluğu mali gücüne göredir.
·
vergiler yasa ile konulur.
Tanımın
içerdiği öğelerden, verginin kamu giderlerini karşılamak üzere alınması
verginin varlık nedenini açıklar.
Tanımda yer alan diğer öğeler ise, vergilemenin hangi ilkeler
gözetilerek
yapılması gerektiğini ortaya koyar.
yapılması gerektiğini ortaya koyar.
Bu bağlamda, Anayasa, verginin varlık nedenini açıklamakla
yetinmemekte, aynı zamanda, vergileme sürecinde temel alınması gereken bazı
ilkeleri de anayasal ilkeler olarak güvenceye alarak yaşama geçirmektedir.
Anayasa Mahkemesi’nin bazı kararlarında, Anayasa’nın 73’üncü
maddesinde yer alan hüküm temelinde, daha geniş bir vergi tanımlaması yaptığı
bilinmektedir. Burada bu tanıma da yer vermek uygun olur. Söz konusu tanıma
göre, ‘‘vergi, kamu giderlerini
karşılamak amacıyla, yasalarla gerçek ve tüzel kişilerden mali güçlerine göre
istenen bir yükümlülüktür. Devlet bu yolla kamu giderlerini karşılamak için ya
da mali politikasının gereği olarak piyasa ekonomisinden bütçeye gelir
aktarmaktadır. Vergi belirli bir hizmetten doğrudan yararlanma karşılığı
olmayıp tüm kamu hizmetleri için yapılan giderlere ortak katılma payıdır.’’(AYMK,
E. 90/18, E. 95/24, E. 97/62, E. 03/106).[1]

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder